DÜŞLERE YOLCULUK

• 15/4/2006 - SENİN ÖZLEMİNLE ATIYOR GENE YÜREĞİM....

SENİN ÖZLEMİNLE ATIYOR GENE YÜREĞİM....

  • 12/4/2006 - SEN...BEN..VE O
  • soğuk,ürperiyor içim ve sen düşüyorsun aklıma...yalnızlığımı hep gizliden gizliye  senle bozduğum an…damlaların gözlerimden sıcacık süzüldüğünü ve dudaklarımı yarıp tuzlu tadını hissettirdiğini anımsarım o an.suskunluğumla kamufle etmek isterim seni düşündüğümü…ve seni düşünmeyi bile paylaşmayacak kadar bencilleşmek isterim...Seni dalgın bakışlarımda gizlerim  kimse görmesin diye en dikkatli ve ayık hallerde.....Seni anlamak isterim sana olan sevgimi tanımak,sarılmak isterim gerçeklere sana sarıldığım gibi…

     

    Saçların nerden geldiğini bilmediğim bir rüzgara karşı tel tel havalanmakta yere bakan gözlerin bin yılların derin anlamını taşımakta,dudaklarını bin yıllarca konuşmamışçasına durgun ve suskun görürüm.ben seni her hatırıma getirdiğimde gözlerim bir anda etrafı görmez kısa bir süreli karanlıktan sonra aniden güneş doğar ve biraz sonra denizin yüzeyinde yakamozların eşliğinde bir bankta oturmuş seni görürüm.Sen nedense hep böyle bir anda ve hep aynı halde böyle görünürsün.Hiç büyümüyorsun ve değişmiyorsun hayallerimde…Ve hiç yağmurla karda yağmıyor

     

     

    Bilmiyorum…ve anlatamıyorum belkide ben hiç böyle olmadım böyle bir anı hiç yaşamadım….biliyorum tüm olanları ama bir türlü kendimi inandıramıyorum senin olmadığına ve tüm bunların hayal olduğuna...sonsuza kayan bir boşlukta düşüyorum en sonunda zihnen intihar edecekken seni gördüğüm hayaller geliyor  hatırıma ve kıyamıyorum o seni içinde beslediğim masum hayallerime.Çünkü onlar benle yaşamakta ve benim yok oluşum onların öksüz yetim kalması ve bir daha görülmemesi demek oluyor.İşte bu bana o sonzuzluğa karşı koymayı bile göze aldırıyor.Ağlarken döktüğüm göz yaşları bir anda kendini daha sıcak olan sevinç,mutluluk göz yaşlarına bırakıyor.Artık boşluğa tutunmayıda öğreniyorum.Ve bu haliyle yaşamayı öğreniyorum hayatı….

     

    Ve seni düşünüyorum gözlerim kapalı,başım arkaya yatık bir şekilde.Sonra tanrının canı acıyor bana ve benim hayallerime.Emrediyor melaikelerine alın onu ve diriltin topraktaki güzel faniyi…Bir anda hayallerimde hep gördüğüm o denizin kenarında buluyorum kendimi,hemen az ötede sen yine aynı şekilde bir bankta oturmuş bana bakmakta ve gülümsemektesin tebessümlü bir eda ile.ben hafif kısa bir kaç adımla sana doğru geliyor ve daha sana yaklaşmadan duraksıyor inan o sonsuza düşüşün bile yaratamadığı bir derin ürperti yaşıyorum.Ve bir anda tüm gerçekleri .. o anda anlıyorum yada sanıyorum .O an hakikati yani seni değil hayallerimi sevdiğimi ve aslında sana değil hayallerime tutulduğumu anlıyorum.Sana doğru gelen adımlar bir anda sonsuza boşluğa tekrar düşüyor ve tekrar başa dönüyorum.Bir an anlıyorum ki benim sevgim sana varıncaya kadarmış ve ötesi yokmuş.

     

    Melaikeler bile bir anlam veremiyor,tanrının sonsuz acımasız ve sonsuz merhametli gözlerine bakıyorlar.konuşmuyorlar konuşamıyorlar.Tanrının bir oyunu olduğunu anlayan melaikeler bir anda oradan uzaklaşıyor ve alet olmak istemiyorlar benim kutsal hayallerimle oynanan oyuna.Sonsuz bir saygı ile eğilerek milyarlarcası tek tek önleri dönük ve gözleri yaşlı kanatlarını bile çırpamamanın  takatsizliği ile bir anda yok oluyorlar...Ve bende anlıyorum bir oyunun için diğer bir oyuna kurban olduğumu ve öyle bir sızlıyor ki yüreğim işte bu anda yüreğim olmadığını anlıyorum.Çünkü  tanrının halen oyuna devam ettiğini görüyorum.

     

    Daha binlerce anlamakla ve anlamamakla geçiyor zaman.En sonunda farkına varıyorum ki tanrıyı ben yaratmışım.Onun elinden kurtulmanın tek yolunun bende gizli olduğunun ayırdına varıyorum.Sonra tanrıya dönüp yok ol diyorum tüm korkularıma meydan okuyarak.Bir anda tanrı yok oluyor.ve etrafımda ki her şeyin birer perde gibi tükenmeyen ve bitmeyen sonsuz katmanlar halinde yok olduğunu görüyorum.Her şey denizin suyunu çektiği gibi yok olduğunu izliyorum korkulu gözlerle.Sonra sen yok oluyorsun,sonra hayallerim,sonra ben yok oluyorum…

     

    İnan ben değil yarattığım ve kontrolümden çıkan tanrıydı sana ihanet eden.Çünkü ben hiç olmadım ki,senin ve tanrının olmadığı gibi….var olan tek şey hayallerimizdi.

    Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

    • 15/4/2006 - GEÇMİŞTEN GELECEGE

    Uzay fotoğrafı tabii... Formasyon çok benzese de akrep burcuyla hiç bir alakası yok. İçinde bulunduğumuz Samanyolu Galaksisi’nin bir köşesinde yeni güneşlerin çok erken oluşumlarına bakıyoruz. Bir yıldız kuluçkası diyebiliyoruz. Gaz ve toz bulutlarından oluşan siyah alanların özellikle yoğunlaşma, düğümlenme bölgelerinde yeni güneşler oluşuyor. Ve bu olağanüstü ‘o’ an, kozmik olarak çok yakınımızdan bize sırlarını sunuyor. Sadece 9 bin 500 ışık yılı ötedeki ya da başka bir deyişle 9 bin 500 yıl önceki olay karşımızda duruyor. (Associated Press / NASA)

    Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

    • 12/4/2006 - ATES DÜŞTÜĞÜ YERİ YAKAR

    İspanya’nın Valencia kentinde uluslararası bir kongre düzenlendi. “Terörizm Kurbanları Kongresi”ne dünyanın bir çok ülkesinden terör yüzünden yakınlarını kaybedenler katıldı. Delegeler, acı öykülerini paylaşırken, teröre karşı mücadele yöntemlerini tartıştı. Luz Mery Estrada Saavedra, Kolombiya delegelerinden biriydi. O sırada salonda terör mağdurları hikayelerini anlatmaktaydı. ‘O’ andaysa karanlıkta dolaşan acı öyküler, kendi öyküsünün karanlığına çekilmiş Bayan Saavedra’nın yüzünde ışımaktaydı.

    Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

    • 12/4/2006 - BÖYLE YASAMAK BENİM KADERİMMİ ?

    Haiti’nin Gonaives kenti... Bir kadın, kaldırımda öylece otururken, kendisini fotoğraflayan AP muhabiri Dario Lopez Mills’e baktı. Baktı ama ışık pürüzsüz vücudundan kayıp geçerken güçlü bakışlara takıldı. Ve o bakışlar, ‘o’ anda bu ülkenin 500 küsur yıllık geçmişini akla getirdi. 1492’de Christopher Colombus bu adaya ayak bastı ve Hispanyola adını verdi. Hispanyola, 200 yıl sonra Fransa’ya hediye edildi. Ve o arada da buraya Afrika’dan köleler getirildi. 300 yıl sonra bir köle ayaklanma başlattı. Bağımsızlık ilan edildi. Sonra Amerika Haiti’yi işgal etti. Bir süre sonra çekildi. 1956’da diktatörler dönemi başladı. Ve morgları açlıktan, hastalıktan ölen çocuklarla dolu sürekli iç çatışmalar yaşayan yoksul Haiti’de 7 Şubat 2006’da ‘o’ ana gelindi. Işık kadının yüzünden geçerken irkildi, durdu. Zira kadın, bilmeden bakışlarıyla 514 yılın hesabını sormaktaydı.

    Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

    • 12/4/2006 - HAYATTA HİÇBİRSEYİN SINIRI VE YASI YOKTUR HAYAT HARİÇ

    Kategori: eskiler

    Amerika Minnesota'daki Eagan kenti huzurevinin sakinlerinden Helen Donahue'nun 100'üncü yaşgünü. Bayan Donahue'ye sarılan torunu ya da torunun torunu değil. 5 yaşındaki Maureen 100 yaşındaki Helen'in arkadaşı. Kız çocuğu, nesillerarası iletişim programına katılımcılarından biri olarak haftanın belirli günlerinde huzurevini ziyaret ederken ‘o’ anda bütün içtenliğiyle karşımıza çıkan dostluk oluşmuş. Çocuk sevgiden mest, içtenliğini pürüzsüz yüzüne yayıyor. ‘O’ an aldığı sevgi, kadının yüzündeki çizgileri utandırıp sindiriyor.

    Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

    Hakkımda

    Bağlantılar

    Ana Sayfa
    Profilim
    Arşiv
    Arkadaşlarım
    e-posta
    Blog RSS
    mavizara
    siirlerim

    Kategoriler

    Arkadaşlar

    zelis
    yorgunasker13
    deda69
    gemiciyim
    Sayfa Güncel Sayfa:1 Toplam:4
    Son Sayfa | Sonraki Sayfa